Ana Sayfa  Hakkımızda  Ayın Konuğu
 
 
 

 
Enver Kaya: ‘En büyük hedefimiz Kıbrıs gençliğini ambargodan kurtarmak’
 
Her ay olduğu gibi yine ilginç bir konukla birlikteyiz. Bu kez “Yavru Vatan” diye nitelendirdiğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Voleybol Federasyonu Başkanı Enver Kaya’yı sitemize misafir ettik. Spor ambargolu bir ülkenin voleybolunu, göreve geldiğinden bu yana neler yapabildiklerini, sıkıntılarını, gelecek ile düşüncelerini sizlerle paylaşıyoruz.
 
Önce Enver Kaya’yı tanıyalım.
1963 yılında Lefkoşe’de doğdum. İlk, orta ve liseyi burada okudum. Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi Beden Eğitimi Öğretmenliği Voleybol Uzmanlığı Bölümü’nden mezun oldum. Beden eğitimi öğretmenliği yaparken, dört yıllık Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonomi Bölümü’nü, yine Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdim. Sonra da Yakın Doğu Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler, Tanıtım ve Reklam Bölümü’nde yüksek lisans yaptım.
 
Şimdi sırada ne var?
Okumayı çok seviyorum. Ama artık yeter.
Başka bir hobin daha varmış. Senden duyalım.
Müziğe çok düşkünüm. Birçok müzik aletini, hem de iyi çalarım.

Babanı çok küçük yaşta kaybetmişsin. Onun herkesin bildiği bir öyküsü varmış, sorsam bizlere anlatır mısın?
Babam, burada çok tanınan ve sevilen bir kişiymiş. Türk Mukavemet Teşkilatı’nın önde gelen mensuplarından biriymiş. 1963 yılında, yani ben doğduktan 36 gün sonra, tarihe “Kanlı Noel” diye geçen 21 Aralık gecesi başlayan olaylarda bir Rum polisi tarafından öldürülmüş. Bu konudaki tüm kitaplarda adı ilk sıralarda geçer. “Şehitler Haftası”nda her zaman anılır.
(Bu üzücü ve sıkıntılı ortamı dağıtmak için sözünü kesip konuyu değiştiriyorum.)
 
Voleybola nasıl başladın?
1976 yılında ortaokul 1. sınıfa başladım. O yıl lisanslı sporcu oldum. 1980 senesinde İzmir’de yapılan İslam Oyunları’nda Kıbrıs Türk Federe Devleti Voleybol Milli Takımı’nda yer aldım. 2000 yılına kadar da tüm milli maçlarda oynadım. Bu arada 1994-2000 seneleri arasında Bayan Milli Takımı antrenörlüğü yaptım. 1 yıl da erkekleri çalıştırdım. 23 Mayıs 2001’de, seçimle KKTC Voleybol Federasyonu Başkanı oldum. Dört dönemdir bu görevi sürdürüyorum.
 
Faaliyetlerin neler? Kaç kulübün, sporcun, antrenörün, hakemin ve salonun var?
382 faal sporcum var. Yıldız, gençler ve A takımlarda 9 yıldır lig oynuyoruz. Büyük erkeklerde 5, bayanlarda 4, genç ve yıldızlarda hem erkeklerde hem de kızlarda beşer ekibimiz var. 39 faal hakemimiz maçlarımızı yönetiyor. Bu arkadaşlarımız aynı zamanda plaj voleybolu hakemliği de yapıyorlar. 42 antrenörümüz var. Ancak şu anda 23’ü görev yapıyor. 10 tane spor salonuna sahibiz.
 
Altyapılarda Türkiye Şampiyonalarına katılıyorsunuz. Dereceler var mı?
Altyapı ekiplerimiz aralıksız 10 yıldır Türkiye Şampiyonalarına gidiyor. 2003’te erkekler yaş gruplarında Türkiye Şampiyonu olduk. 2004’te 7., 2005’te yıldızlarda 5. olduk. Birçok kez yarı final oynadık. Bu sezon yıldız erkeklerde grup ve yarı finalde 8 maç oynadık. Hepsini kazandık ama 9. karşılaşmayı kaybederek finalin kapısından döndük.
 
Plaj voleybolu faaliyetlerinin içinde daha ön planda görünüyorsunuz. Neden? Başarılar var mı?
Ada memleketiyiz. Yaz aylarının sporu plaj voleybolu daha çok seviliyor. Başarılara gelince; 2005’te iki bayan sporcumuz Türk Milli Takımı’nı temsilen Avrupa Şampiyonası’na katıldı. 2007 de yine Türk Milli Takımı adına iki erkek sporcumuz Balkan Şampiyonası’nda mücadele ettiler ve ikinci oldular. 2007 ve 2008’de 20 Yaş Altı Plaj Voleybolu Erkek Takımımız Ankara’da iki sene üst üste Türkiye birinciliğine uzandı. Aynı kategoride bayanlarda 2007’de şampiyon, 2008’de finalist olduk. Büyüklerde birçok kez kürsünün en üst basamağına çıktık.

Daha önceki yıllarda plaj voleybolu oynayan sporcuların sayısı fazlaydı. Şimdi sanki biraz durmuş gibi görünüyor. Yeni voleybolcular yetişmiyor mu?
Daha önceleri yani bu branş olimpik olmadan önce, herkes plaj voleybolu oynayabiliyordu. Çünkü eğlence ön plandaydı. Sonra resmi hâle gelince kuralları değişti. Zor yapılır bir spor hâline geldi. Bu da katılım sayısını azalttı. Doğal olarak bunun sıkıntısını bizler de yaşıyoruz. 
 
Çok güzel bir plaj voleybolu tesisin var. Bu nasıl gerçekleşti?
Bunu yapana kadar, “kırk dereden su getirdik” desek yeridir. 2002’de başladık. Biliyorsunuz Lefkoşe sahil şehri değil. Ama biz 38 kamyon kum taşıyıp yan yana bu 3 sahayı oluşturduk. Ana korta tribün yerleştirdik. Tam 4 yıl sonra 2006’da büyük bir bölümünü tamamladık. Projenin içinde yer alan (Parmağıyla geniş bir yeşil alanı gösteriyor.) kafeteryayı da bitirebilirsek tesisimiz tamamen bitmiş olacak.
 
Bu tesisi herkes kullanabiliyor mu?
Voleybol Federasyonu’nun faaliyeti altında herkese açık. Dışarıdan gelenler de kullanabiliyorlar ama bu zor sporu yapmak isteyenler çok az.
 
Başka yerlerden gelip çalışan takımlar var mı?
Bir dönem Güney Kıbrıs’tan sporcular gelip çalıştılar. Hatta 2006’da bizim şampiyonamıza katıldılar. İkinci oldular.
Voleybol Federasyonu Başkanı olarak, bugüne kadar bunları yaptık ama bunları yapamadık dediğin şeyler neler?
Bu ülkenin şartlarında, devlet yönetiminin spora bakış açısını ele alırsak, Voleybol Federasyonu’nun yaptığı işleri ben “De lüks” buluyorum. Neden mi? Devletin federasyona yaptığı maddi katkı komiktir. Altı yıl önce seninle Cumhuriyet Gazetesi Spor Eki için yaptığımız röportajda da bana aynı soruyu sormuştun, ben de yıllık “30 bin lira” demiştim. O günden bu güne % 100 arttı. Yani 60 bin lira oldu. Bu rakamla ne yapılabilir? Devletin futbol dışında kalan branşlara mutlaka gerekli katkıyı sağlaması gerekir. Bu şartları düşündüğümde yaptıklarımdan mutluyum. Ancak yapılması gereken daha çok şeyin olduğu da bir gerçek.

Gelecek için planların neler?
Adanın genelinde açılması gereken voleybol okullarının bir an önce hayata geçirilerek, ülke voleyboluna birçok oyuncunun katılımını sağlamak. Yine ülke voleybolunu daha ileri noktalara ulaştırmak için faaliyetleri genişletmek. Maddi yönden daha güçlü hâle gelebilmenin çözümlerini aramak, sponsor desteği bulmak ilk etapta yapılması gereken şeylerdir.
 
Türkiye Voleybol Federasyonu ile ilişkilerin nasıl? Destek alıyor musun? Birlikte yapacağınız projeler var mı?
Zaman zaman Türkiye Voleybol Federasyonu ile birlikte yaptığımız projeler oldu. Ama bunların sayısı az. Bu nedenle “Ana Vatan”dan daha çok destek istiyor ve bekliyoruz.
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en büyük sorunu “ambargo”. Bu konuyla ilgili neler söyleyebilirsin?
Bu konuda fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ama amacımız Kıbrıs gençliğini ambargodan kurtarmak. Bunun için de adımlar atıyoruz. En azından sen de görüyorsun, son iki yıldır bir çok ülkenin plaj voleybolu ekipleri buraya geliyor, turnuvamıza katılıyor. Bu yılda Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna, İsviçre, İspanya, Romanya, ABD ve Türkiye’den gelen takımlar Uluslararası 2010 Bayanlar Plaj Voleybolu Turnuvası’nda mücadele ettiler. Kazananlara ödüllerini Milli Eğitim ve Spor Bakanımız Nazım Çavuşoğlu, Maliye Bakanımız Ersin Tatar, Gençlik ve Spor Genel Müdürümüz Metin Özeren ve ben verdik. Ayrıca turnuvanın bitiş gününün sabahı, Milli Eğitim ve Spor Bakanımız tüm buraya gelen sporcuları makamında ağırladı. Katıldıkları için onlara teşekkür etti. Plaketler verdi. Sanırım bunlar bir şeyler anlatıyor. Bu arada bu organizasyonda Dışişleri Bakanımız Hüseyin Özgürgün’ün de büyük katkısı olduğunu belirtmem gerekir.
 
Dışişleri Bakanı Özgüngün’den söz açılmışken onu da sorayım. Eski bir voleybolcu olduğunu, birlikte Milli Takım’da oynadığınızı duydum. Bu konuya biraz değinir misin?
Bakanımız sadece voleybolda değil, sporun değişik branşlarında ülkemizi temsil etmiş bir arkadaşımızdır. Lise yıllarında aynı takımda oynadık. Milli formayı giydik. Başarılı sonuçlara imza attık. Bir dönemde birlikte plaj voleybolunda “Master” kategorisinde mücadele ettik.
Son sorum. Spor Bakanı olacağın söylentisi yaygın. Doğru mu? Cevap vermeyebilirsin. (Gülüyor. Kısa bir suskunluktan sonra 4 kelime ile cevap veriyor.)
Her şey olacağına varır…


 
Şifremi Unuttum ? UYE OL